Kayıtlar

Yüzümü Size Çeviriyorum, Edip Cansever

Yüzümü size çeviriyorum, siz misiniz?  Elimi suya uzatıyorum, siz misiniz?  Siz misiniz, belki de hiç konuşmuyorum.  Belki de kim diye sorsalar beni  Güneşe, çarşıya, kadehe uzatacağım ellerimi  Belki de alıp başımı gideceğim Biliyorsunuz ya bir ağrısı vardır gitmenin Nereye, ama nereye olursa gitmenin Hüzünle karışık bir ağrısı. Edip Cansever

Varolmayan Şövalye (IV) , Italo Calvino

Hiç bir kitabı bu kadar sevmemiştim. "Bu öykünün geçtiği çağda dünyanın düzeni henüz karışıktı. Varolan hiçbir şeyin karşılık vermediği adlara, düşüncelere, kalıplara, kurumlara rastlamak olağandı. Öte yandan yeryüzü adsız , öteki şeylerden ayrımsız cisimlerle, kişilerle yetilerle kaynaşıyordu. Öyle bir çağdı ki, varolma, iz bırakma, varolan herşeyle sürtüşme iradesi ve direnci henüz tümüyle kullanılmıyordu, çünkü birçokları - yoksulluktan, bilgisizlikten ya da, tam tersine her şey böyle de pekala yürüdüğünden ötürü - bundan hiç yararlanmıyorlardı, bu yüzden bir miktarı boşlukta öylece yitip gidiyordu. İşte o zaman, böyle erimiş durumda bulunan irade ve özbilincin, tıpkı algılanamayacak kadar minik su zerrelerinin  yoğunlaşıp buluta dönüştüğü gibi, bir noktada yoğunlaştığı oluyordu; bu topak, rastlantı sonucu ya da içgüdüyle o zamanlar çoğu yerde açık bulunan bir ada, bir soya, askeri kadrolarda bir rütbeye,bir yerine getirilecek  görevler ve saptanmış kurallar öbeğine tosluy...

özlemle yaşamanın bir yaşama biçimi olması fenomeni

Resim
Şimdi Ankara'da olsaydım ve herhangi bir sınava dair bu kadar az fikrim olsaydı o dersi ya bırakır ya da withdraw çekerdim. Gelecek dönem alırdım, olmadı gelecek yıl... Bu kadar sıkıntıya değmez Kübra bir diğerine daha çok çalışır telafi edersin diye avuturdum kendimi. Çünkü her dönem sevdiğim keyifle okuduğum en az bir iki dersim olurdu, yani hiç bir şey olmasa bir iki felsefe dersim olurdu keyifle çalıştığım hatta okumalara doyamadığım. Bu dersi bırakmak istemiyorum ama çalışmak da istemiyorum, en az diğerlerine de çalışmak istemediğim kadar. Şu zorunlu dersleri bir verip kurtulsam, sıyırsam kendimi şu uluslararası ilişkilerden daha rahatlayacakmışım gibi hissediyorum. Belki o yüzden lisansta olduğu kadar stresli değilim.  Ama böyle zamanlarda ben Ankara'yı özlüyorum işte. Böyle daralınca saracak birileri olurdu illa etrafımda :) Meryem'i arardım mesela 3. yurdun önünde sigara içerdik, ya da 7 inci yurda gidip ortalığı karıştırırdım :D ahahah ya da Mesut'a s...

Eylül’dü

Dalından kopan yaprakların Sararan yanlarına yazdım adını Sahte bir gülüşten ibarettin oysa. Ve hiç bilmedin ellerimin soğuğunu. Eylül’dü. Di’li geçmiş bir zamandı yaşadığımız Adımlarımızın kısalığı bundandı Bundandı gözlerimin durgunluğu. Sarı sıcak cümlelerde sözün kadar yalan, Ellerin kadar ıssız, Sen kadar zamansız molalar veriyordum Ve çocuksu bir bencillikti hüznümüz. Eylül’dü. İzlerini çizdiği zaman ansızın gidişin, Şimdi yoktu bi anlamı suskunluğun. Çırılçıplak kalakaldım sessizliğinin orta yerinde. Sonra sesime yankı vermeyen uçurumlar kıyısında yürüdüm bir zaman En çok sesini aradım. Gözlerinse asılı bıraktığın yerdeydiler hâlâ. Gözlerini sildi zaman.. Dedim ya... Eylül’dü. Savruluşu bundandı kimsesizliğimizin. Cemal Süreya

İzleyiciler