Kayıtlar

Münih Notları

Resim
Gezi günlüklerimi yazmayı erteledikçe zaman aşımına uğradığı bir gerçek. Sanırım yaşlandıkça bu gerçekle daha da bir yüzleşir oluyor insan. "Erteleme, yap" mottosu hop diye yer buluveriyor insanın hayatında. Erteleyen bir tarafım olduğundan değil yaşlandığımdan, bu sitemim kendime. Yapacak çok şey, bunların tamamını yapmaya yetecek çok az zaman var. Üstelik yaşlılık da yorgunluk, dikkatte dağınıklık, zaman yönetiminde sıkıntı gibi etmenler ekleyince duruma hayat daha az yaşanılır hale geliyor. Neyse ki gezecek görecek daha çok yer var ki, dünya hala yaşanılabilir bir yer olarak önemini koruyor gündelik hayatlarımızda :) Siegestor München Yazdıklarımı okudukça o kadar eğleniyorum ki anlatamam böyle saçma sapan bir Türkçe, akademik dilin sığlığında boğulan gündelik dilin rahatlığı ve bu karmaşada her geçen gün kendini ifade etmekte daha da zorlanan ben! Konuyu dağıtmadan hemen Münih gezime dönüyorum. Geçen hafta Münih'teydim 17-22 Nisan tarihleri arasında ilk gez bir ...

Rüyalarımda Heidelberg

Son zamanlarda kendimi ne zaman sıkışmış ve bunalmış hissetsem, rüyamda Heidelberg'de olduğumu görüyorum. Bu hafta iki kez Heidelberg'de gördüm kendimi rüyalarımda mesela... Birisinde kütüphanede ders çalışıyordum, son derece huzurlu ve keyifliydim. Diğerinde is Philosophen Weg'de Barış'la kitap okuyorduk, o okuyordu ben dinliyordum daha doğrusu. Huzur ve mutluluk... Hiç uyanmamayı dilemiş olmam anlayışa karşılanabilir kanaatindeyim. Neticede, Dino mutluluğun resmini çizmiş, ben  ancak rüyalarımda görüyorum :). Heidelberg benim için neden bu kadar önemli ve özel artık gerçekten hatırlamıyorum. Ama Heidelberg sevdam üniversitede 1.sınıftan 2.sınıfa geçerken başlamıştı, çokça biyografi ve felsefe okuduğum bir yazdı, o yaz. Hemen takip eden yılda da felsefede yan dala ve almanca öğrenmeye başlamıştım zaten. Bir yerde birine dair bir şey okumuş ve takılmış olmalıyım muhakkak. Hep Heidelberg'de okuma ve yaşama hayalleri kurmuş ancak bu hayalimi gerçekleştirmek için hiçb...

Rembrandt'ın Evi ,Museum het Rembrandthuis - 12.02.2014

Resim
Rembrandt'ın Evi dış görünüş Hayatımın en keyifli günlerinden biri olan bu günü ilk olarak anlatmak isteyişimi anlamlı bulacağınızı düşündüm, benim de bulduğum gibi. Bu yazımı Rembrandt'ı anlatmakla geçirmek istemiyorum açık söylemek gerekirse. Zaten Rembrandt kendini anlatır, tanıyan bilir, tanımayanın da pek umurunda değildir kanaatindeyim. Bu yüzden hemen anlatmaya başlamak istiyorum ancak öncesinde "Sevgili" Barış'a teşekkür etmek istiyorum. Amsterdam'da geçirdiğimiz süre zarfınca gık demeden benimle bütün müzeleri gezdiği ve sıkıldığı zamanlarda dahi bunu bana ve gezimize yansıtmadığı, ayrıca her şeyden öte, benimle heyecanımı paylaştığı için çok çok teşekkür ederim.(doğrusu anlaşmamız gereği akşam 5'e kadar ben ne istersem onu, akşam 5'ten sonra da o ne isterse onu yaptığımız için karşılıklı bir anlaşma memnuniyeti olarak adlandırılabilir benim beslediğim bu memnuniyet :) )      Orjinali "Museum het Rembrandthuis" olan, Türkçe...
hiç olmamış olmayı dilediğim bir zaman dilimindeyim. herkesten her şeyden uzaklaşmak istediğim. sanki daha fazla uzaklaşabilecekmişim gibi...  gitsem ya diyorum bazen. mesela bugün alıp başımı gitmek istedim, gitsem ne fark edecek sanki, kaçtıklarım zaten uzağımda. gittiğim yere götürmeyecek miyim sanki. her defasında kendimi bu duruma sokuyorum ya helal olsun bana. helal olsun

İzleyiciler